Evrenimizin Büyüklüğünü Gelin Birlikte Kanıtlayalım...

         


        Geçmişimiz ve geleceğimiz. İçinde bulunduğumuz andan çok yarını düşünüyoruz. Şimdiki zamanın tadını çıkarmazken, yarını düşünüp onunla mutlu oluyoruz. Peki hiç geçmişi düşündünüz mü? Peki düşünmekle kalmayıp, geçmişe göz gezdirdiniz mi? Göz gezdirdiniz mi derken böyle 5 saniyelik düşünmekle veya gece yatağa girdiğinizde gözünüzün önüne gelen anılarınızdan bahsetmiyorum. Hiç geçmişe kendi gözlerinizle baktınız mı?

        

        Sorum biraz kafanızda çelişki yaratmış olabilir. Aslında bunu her zaman yapabiliriz. Sadece gözlerimizi yukarıya kaldırmamız yeterli. Ama bunu evde yapmayın, çünkü tavana bakarak geçmişe gidilmiyor. Amacım gözlerinizi uzaya, yıldızlara yani evrenimize çevirmek.

        

        Evrenimiz o kadar büyük ki biz insanlar genelde evren sonsuzdur, uçsuz bucaksızdır diye tabir ediyoruz. Aslında evrenimiz sonsuz değil, sadece biz sonuna gidecek kadar gelişmedik ve sanırım en az 1000 yıl da geçse gelişmek mümkün görünmüyor. 





Hubble Uzay Teleskobundan Çekilen Derin Alan Fotoğrafı, İnsan gözünün algılayabileceği ve 13 milyar yıl öncesinden gelen ışıkla, evrenden bugüne kadar alınmış en derin resimdir.


        Sonsuz kelimesi aslında bir diğer anlamıyla biz insanların aklının alamadığı her şeye denir. Edwin Hubble (Hubble Uzay Teleskobuna ismi verilen astronom) 1929 yılında yaptığı gözlemlerle farketti ki, istisnasız her yöndeki uzak gök cisimlerinin Dünya'dan uzaklaştığını ve Dünya'ya olan mesafe arttıkça uzaklaşma hızının arttığını göstermişti. Yani evren büyüyordu. Bir sınırı yoktu ve olmayacaktı. Her zaman genişlemeye devam edecekti.

        

        Şimdi konudan sapmadan geçmişe nasıl göz gezdireceğinizi açıklıyorum. Cevabı ise Uzay-Zaman ilişkisinden ibaret. 

        

        Einstein hareketin zaman üzerindeki etkisini bulduktan sonra uzay ile zamanın birbirine bağımlı olduğu uzay-zaman kavramını ortaya attı ve uzay-zamanda kütleçekim etkisinin de zamana etki edebileceğini belirtti. Yani kütleçekim, zamanı yavaşlatabilir veya hızlandırabilir.  Einstein’e göre kütleçekim ne kadar güçlüyse zaman o kadar yavaşlar. Örneğin karadelikler çok büyük kütleçekimine sahiptir. Karadeliğin kütleçekimine maruz kalan cisimler için zaman çok yavaş akar.



        

        Eğer izlediyseniz Interstellar(Yıldızlararası) filminde, bir karadeliğin yanından küçük bir manevra yapmaları astronotların 51 Dünya yılına tekabül ediyordu. Ama astronotlar için 2 dakikadan fazla bir şey değildi. Yani kısacası geçmişe bakmanız için gökyüzüne bakmanız yeterli. 

       

         Dünya'dan 700 ışık yılı uzaklıktaki bir gezegene veya yıldıza bakarsanız eğer o gezegenin veya yıldızın 700 yıl öncesine bakıyoruz demektir. Eğer orda bir uygarlık var ise ve onlarda Dünya'ya bakıyorlarsa maalesef bizleri değil de eski devletleri görmeleri daha muhtemeldir. Yani Osmanlı Devletinin kuruluşunu izliyor olurlardı. Diriliş Ertuğrul izlemekten sanırım daha iyidir.

        

        Bu söylediklerimi zamanında ilk duyduğumda çok saçma gelmişti. Çünkü ben bir insanım ve aklımın almadığı şeylere veya zekamın sınırına geldiğinde artık aklımda tek kelime beliriyor. "Saçma bir fikir yaa buu". Maalesef evet insan olmanın, zekanın da bir sınırı var. 

        

        Sizlere son olarak birkaç küçük bilgi vermek istiyorum. Ama sakın bana saçma saçma konuşma demeyin. Ben değil bilim adamları söylüyor sonuçta :)

    


    
        Aramızda çoğu kişi denize yüzmeye gitmiştir. Denizin yanında ne olur? Evet kum olur. Şimdi o kumu düşünün. Hayır sıcaklığını düşünmeyin, benimde ayaklarım yandı düşününce. Demek istediğim o kum tanelerini düşünün, kaç tane var acaba? Bir de Dünya'daki bütün kum tanelerini düşünün. Sayısını tahmin etmek imkansız sanırım. Fakat gökyüzüne baktığımızda evrende gördüğümüz noktalarla karşılaştırıldığında, Dünyadaki kum tanelerinden daha çok, gökyüzünde yıldız olduğunu unutmayın. Sanırım evrenin büyüklüğünü daha nasıl anlatabilirim bilmiyorum.

        

        Burada fazla takılmayın insan aklı böyle şeylere daha inanmakta güçlük çekiyor. Ben bile bazen "hadilen ordan bu bilim adamları da çok atıyor he" diyorum. Sonra biraz araştırınca lafımı afiyetle yutuyorum. Eğer siz de inanmıyorsanız bir bardak soğuk su için.

         

        Okuduğunuz için teşekkür ederim :)

Hiç yorum yok: